Y. Bahadır Yıldız’ın yeni sergisi Başlangıç Noktası: Boşluk, 22 Eylül 2026’da EArt Galeri’de izleyiciyle buluşuyor. Küratörlüğünü Dilara Güven’in üstlendiği sergi, sanatçının son dönem heykel ve resim çalışmalarını bir araya getirirken, boşluğu bir eksiklik değil, biçimin oluşumunu mümkün kılan temel bir koşul olarak ele alıyor.
Biçimin Başlangıcında Boşluk
Y. Bahadır Yıldız’ın Başlangıç Noktası: Boşluk başlıklı yeni sergisi, sanatçının son dönem üretiminde belirginleşen biçim, sınır, beden ve mekân ilişkilerini odağına alıyor. 22 Eylül’de EArt Galeri’de açılacak sergide, ağırlıklı olarak zımpara kâğıdı kullanılarak üretilen heykellerin yanı sıra kök boya resimler ve sanatçının ilk kez PVC malzemeyle gerçekleştirdiği yeni heykeller yer alıyor.
Serginin merkezinde, heykelin biçim kazanma sürecine ilişkin farklı bir öneri bulunuyor. Yıldız’ın yeni çalışmalarında form, kapalı ve yekpare bir kütlenin oluşturulmasıyla ortaya çıkmıyor. Bunun yerine biçim, bir açıklığın çevresinde gelişen hareketler aracılığıyla kuruluyor. Kıvrılan, daralan, genişleyen ve kendi üzerine dönen gövdeler, çevreledikleri boşluğun yönlendirmesiyle şekilleniyor. Bu yaklaşımda boşluk, formun içinde sonradan ortaya çıkan ikincil bir alan olmaktan çıkarak heykelin kuruluşunu başlatan temel koşula dönüşüyor.

Heykel ile Mekân Arasındaki Sınır
Yıldız’ın zeminde ve duvarda konumlanan heykellerinde, gövdenin ağırlığı ile bu kütlenin içinden geçen açıklık aynı anda deneyimleniyor. Böylece eser, yalnızca kendi sınırları içerisinde tamamlanan bağımsız bir nesne olmaktan çıkarak bulunduğu mekânı da biçimsel kuruluşunun bir parçası hâline getiriyor.
Bu yaklaşım, heykelin sınırlarını yalnızca malzemenin belirlediği fiziksel bir çerçeve olarak değil, beden ve mekân arasındaki ilişki üzerinden yeniden düşünmeye olanak tanıyor. Eserin çevresindeki boşluk da en az heykelin kendisi kadar etkin bir unsur olarak ortaya çıkıyor.
Zımpara Kâğıdı, Kök Boya ve PVC
Başlangıç Noktası: Boşluk, Yıldız’ın farklı malzemeler üzerinden geliştirdiği araştırmayı da bir araya getiriyor. Serginin ağırlık noktasını zımpara kâğıdıyla üretilen heykeller oluştururken, kök boya resimler sanatçının malzeme ve yüzey araştırmasını farklı bir düzleme taşıyor. PVC ile gerçekleştirilen yeni heykeller ise sanatçının pratiğinde ilk kez başvurduğu bir malzeme olarak serginin deneysel yönünü güçlendiriyor.
Farklı malzemelerin bir arada kullanılması, serginin yalnızca biçimsel bir araştırmaya değil, malzemenin sınırları ve taşıdığı olanaklara ilişkin bir sorgulamaya da dönüşmesini sağlıyor.
Beden, Sınır ve Korunma İhtiyacı
Başlangıç Noktası: Boşluk, boşluğu biçimin karşıtı ya da yokluğu olarak tanımlamak yerine, oluşumun başlangıç koşulu olarak ele alıyor. Sergi bu çerçevede boşluk, sınır, beden ve mekân arasındaki ilişkileri araştırırken, biçimin nasıl kurulduğu kadar nasıl korunduğu sorusuna da yaklaşıyor.
Bu bağlamda sanatçının heykelleri, fiziksel sınırların yalnızca bir nesneyi tanımlamakla kalmadığını; aynı zamanda bir korunma ihtiyacının sonucunda şekillenebileceğini düşündürüyor. Kapanma ve açıklık, ağırlık ve hafiflik, beden ve çevresi arasındaki gerilimler, eserlerin biçimsel yapısında karşılık buluyor.
https://artcolumn.com.tr