Zilberman İstanbul, sanatçı Fatoş Irwen’in Rû Bi Rû başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. 15 Eylül–21 Kasım 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek sergi, bireyin iktidar temsilleri, devlet politikaları, gelenek ve inanç sistemleri karşısındaki özgürlük mücadelesini “yüzleşme” düşüncesi üzerinden ele alıyor.
Aybüke Sanuç’un metni eşliğinde şekillenen sergi, yüzleşmeyi yalnızca geçmişi hatırlamakla sınırlı bir eylem olarak görmüyor. Rû Bi Rû, karşısına almak, karşısında durmak ve inkâr edilmiş bir coğrafyanın bakışıyla karşı karşıya kalmak üzerinden daha kapsamlı bir yüzleşme alanı kuruyor.
Geçmişin Sessiz Tanıklıkları
Fatoş Irwen’in sanat pratiğinde çocukluğundan bu yana dinlediği anlatılar önemli bir yer tutuyor. Ancak sanatçı bu hikâyeleri yalnızca geçmişe ait tanıklıklar ya da belgeler olarak ele almıyor. Yaşananların, aktarılanların ve kuşaktan kuşağa taşınanların tahayyülünde aldığı biçimlerden hareketle yeni imgeler oluşturuyor.
Bu yaklaşım, resmi anlatıların dışında bırakılmış, sansürlenmiş veya susturulmuş hikâyeleri geçmişi doğrulayan kanıtlara dönüştürmek yerine, bugün de varlığını sürdüren imgeler olarak yeniden ele alıyor. Böylece izleyici, anlatılanların karşısında yalnızca tanıklık eden değil, kendi bakışıyla ilişki kuran bir konuma yerleşiyor.

Coğrafya, Beden ve Direniş
Rû Bi Rû, Irwen’in doğup büyüdüğü coğrafyaya doğru uzanırken farklı zamanların, bedenlerin ve yaşam biçimlerinin birbirine karıştığı sınırları belirsiz bir alan öneriyor.
Sanatçının nesnelerle kurduğu ilişki de bu bağlamda önem kazanıyor. Geçmişten geriye kalan edilgen parçalar olmaktan çıkarılan nesneler, sergide direnişin taşıyıcılarına dönüşüyor.
Yerden göğe uzanan bir adalet arzusunu taşıyan saçlar; beden ile tahayyül edilen hakikati birbirine bağlayan imgeler; kurumuş dikenlerle çevrili, bedenlerin ve şiddetin izlerini örten bir dere yatağı; geçmişin tüm ağırlığına rağmen yeniden yeşeren bitkiler ve ışık huzmelerinin arasından görünen bir şehir silueti, serginin coğrafyasını oluşturuyor.
Bu unsurlar bir araya gelerek geçmiş ile bugün, görünür olan ile saklanan, beden ile toprak arasında çok katmanlı bir ilişki kuruyor.
Toprağın ve Suyun Hafızası
Irwen’in üretiminde coğrafya yalnızca olayların gerçekleştiği bir zemin değil, kendi zamanını sürdüren canlı bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.
Serginin merkezinde konumlandırılan dere de bu düşüncenin önemli bir parçası. Soykırım politikalarının bir coğrafyayı dönüştürme ve sınırlandırma şiddeti karşısında toprak ve su kendi zamanlarında akmaya, işlemeye ve değişmeye devam ediyor.
Suyun izlediği hat, bir yandan şiddetin izlerini taşıyarak onları yerinden ediyor; diğer yandan aşındırdığı toprağın altında saklı olanı yeniden açığa çıkarma ihtimalini beraberinde getiriyor.
Bu nedenle su, sergide yalnızca doğal bir unsur olarak değil, örten ve açığa çıkaran; taşıyan ve dönüştüren bir güç olarak ele alınıyor.

“Sûr”dan “Rû Bi Rû”ya
Rû Bi Rû, Fatoş Irwen’in 2023 yılında Zilberman Berlin’de gerçekleştirdiği Sûr başlıklı kişisel sergisinde açtığı düşünsel alana da uzanıyor.
Sûr sergisinde kıyam düşüncesi üzerinden şekillenen yaklaşım, Rû Bi Rû’da yerini farklı zamanların ve hiyerarşilerin ötesinde tüm canlıların bir araya geldiği “mahşer” fikrine bırakıyor.
Bu düzlemde geçmiş ve şimdi, ölüler ve yaşayanlar, insan ve insan olmayan aynı anda varlık gösteriyor. Mahşer böylece bir son fikrinden uzaklaşarak, bütün bu varlıkların birbirleriyle yüz yüze gelebildikleri bir karşılaşma alanına dönüşüyor.
“Rû Bi Rû”nun anlam dünyasında yer alan yüz yüze gelme fikri de burada yeni bir boyut kazanıyor: Geçmiş, yalnızca geride bırakılmış bir zaman değil; bugünle karşılaşmaya devam eden, mekânda, bedende, nesnede ve doğada iz bırakan bir varlık alanı olarak beliriyor.
Fatoş Irwen’in “Rû Bi Rû” Sergisi
Fatoş Irwen’in Rû Bi Rû sergisi, 15 Eylül–21 Kasım 2026 tarihleri arasında Zilberman İstanbul’da ziyaret edilebilir.
Sanatçının kişisel hafıza, coğrafya, beden ve nesneler üzerinden kurduğu anlatı; geçmişin bastırılmış ve görünmez kılınmış hikâyeleriyle bugün arasında bir karşılaşma alanı yaratıyor. Sergi, yüzleşmeyi yalnızca hatırlama eylemi olarak değil, bakmayı, karşılaşmayı ve yeniden düşünmeyi gerektiren süreklilik taşıyan bir süreç olarak ele alıyor.
Metin: Aybüke Sanuç
https://artcolumn.com.tr