Pera Müzesi, yaşayan en önemli soyut ressamlardan Frank Bowling’in eserlerini Türkiye’de ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor. Alistair Hicks küratörlüğünde hazırlanan “Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle” başlıklı sergi, Bowling’in altmış yılı aşkın sanat pratiğini Francis Bacon ve Victor Willing’in eserleriyle birlikte ele alıyor.
Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleştirilen sergi, üç sanatçının resmin olanaklarına verdiği farklı yanıtları aynı çerçevede buluşturuyor. Bowling’in kişisel tarih, göç, bellek ve mekânla kurduğu ilişki; Bacon’ın beden ve figür araştırmaları ve Willing’in portre ile figür resminden dışavurumcu bir dile açılan yapıtları üzerinden okunuyor.
Sergi, üç sanatçının farklı resim anlayışları arasındaki karşılaşmadan hareketle “Resim neye dönüşebilir?” sorusunu gündeme getiriyor.

Renk, Yüzey ve Belleğin İzinde Frank Bowling
1934’te Britanya Guyanası’nda doğan Frank Bowling, 1953 yılında Londra’ya yerleşti. 1962’de Royal College of Art’tan resim dalında gümüş madalyayla mezun olan sanatçı, 1966’da New York’a taşındı. Londra ve New York arasında şekillenen sanat pratiğinde Britanya resim geleneği ile Amerikan soyutlamasının olanaklarını kişisel deneyimleriyle bir araya getirdi.
Bowling, sanat üretiminin yanı sıra 1969–1972 yılları arasında Arts Magazine için sanat yazıları kaleme alarak dönemin sanat tartışmalarına da katkıda bulundu. 2005’te Royal Academician seçilen ilk siyah sanatçı olan Bowling, 2008’de OBE nişanına layık görüldü ve 2020’de şövalyelik unvanı aldı.
Eserleri dünya çapında elliden fazla koleksiyonda yer alan sanatçının 2019 yılında Tate Britain’da kapsamlı bir retrospektifi gerçekleştirildi. Bugün 92 yaşında olan Bowling, üretimini aktif biçimde sürdürüyor.
Bowling’in sanatında renk ve fiziksellik yalnızca resmin unsurları değil, aynı zamanda resmin konusu ve hareket alanı olarak öne çıkıyor. Sanatçı, farklı dönemlerde boya, akrilik jel, poliüretan köpük, kolaj, maruflaj ve buluntu nesneler gibi çeşitli malzemeleri kullanarak yüzeyin fiziksel varlığını güçlendiriyor.
Bu yaklaşım; renk, ışık, geometri, bellek ve mekân arasındaki ilişkileri araştıran özgün bir resim dili ortaya çıkarıyor.

Yaratım ve Yıkım Arasında Dönüşen Yüzeyler
“Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım”, sanatçının üretim sürecini deneysellik, rastlantı ve yeniden keşfetme kavramları üzerinden ele alıyor. Bowling için resim, tamamlanmış ve değişmez bir yüzeyden ziyade sürekli dönüşen bir alan niteliği taşıyor.
Boyanın dökülmesi, akması, yüzeye nüfuz etmesi ve katmanlanması; farklı malzemelerin yüzeyle buluşmasıyla birlikte kompozisyonun oluşum sürecinin bir parçasına dönüşüyor. Böylece yaratım ile yıkım, düzen ile kaos ve rastlantı ile kontrol aynı yüzey üzerinde karşı karşıya geliyor.
Sergide Bowling’in 1960’lı yıllardan günümüze uzanan üretiminin farklı aşamaları bir arada izlenebiliyor. İlk kez sergilenecek eserlerin de yer aldığı seçki, sanatçının kişisel hafızası ile resimsel araştırmaları arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor.
Çocukluk yıllarını geçirdiği Guyana’daki annesinin evi ve dükkânına ilişkin anıları, Bowling’in erken dönem üretiminin önemli kaynakları arasında yer alıyor. “Benim Guyana’m” (1966–1967), kişisel hafızayı canlı renk alanları, katmanlı imgeler ve kolaj unsurları üzerinden resimsel bir deneyime dönüştürüyor.
Haritalardan Kişisel Hafızaya
Bowling’in önemli serilerinden “Harita Resimleri” (1967–1971), kıtaların siluetlerini geniş renk alanları içinde yeniden kuruyor. Harita imgesi, sanatçının üretiminde yalnızca coğrafi bir gösterge olarak değil; göç, kimlik ve aidiyet duygularıyla ilişkili kişisel bir hafıza alanı olarak karşımıza çıkıyor.
Guyana, Britanya ve Amerika Birleşik Devletleri arasında şekillenen yaşamı, Bowling’in coğrafya ile kişisel tarih arasındaki ilişkiyi sorgulamasına olanak tanıyor.
1980’lerden itibaren sanatçının yüzey araştırmaları farklı malzemelerin kullanımıyla daha da genişliyor. Akrilik jel, poliüretan köpük, kolaj, maruflaj ve buluntu nesneler resim yüzeyine dokunsal ve üç boyutlu bir karakter kazandırıyor.
1986 tarihli “Katedral Penceresi” ise yoğun dokusu ve katmanlı yapısıyla mimari çağrışımları, jeolojik oluşumları ve ışık etkisini aynı kompozisyonda buluşturuyor.
Bowling’in son dönem eserleri de sanatçının uzun yıllardır üzerinde çalıştığı mekân, bellek ve kimlik meselelerini yeni teknik ve malzemeler aracılığıyla sürdürdüğünü gösteriyor. “Harita” (2025), “Sürgün” (2025) ve “Annemin Evine Yeniden Bakış” (2026), bu araştırmanın güncel örnekleri arasında yer alıyor.

Francis Bacon ve Victor Willing’den “Müdahaleler”
Serginin dikkat çekici yönlerinden biri, Francis Bacon ve Victor Willing’in eserlerinin Bowling’in yapıtlarıyla birlikte sunulması.
20.yüzyılın en etkili figüratif ressamlarından Francis Bacon’ın beden ve figür üzerine yoğunlaşan yaklaşımı ile savaş sonrası Britanya resminin özgün isimlerinden Victor Willing’in portre ve figür resminden dışavurumcu bir dile açılan üretimi, Bowling’in farklı dönemleriyle birlikte okunuyor.
Bacon ve Willing’in eserleri sergide Bowling’in sanatsal yolculuğuna eşlik eden “müdahaleler” olarak konumlandırılıyor.
Seçkide Bacon’ın “Nü Etüt Çalışması” (1952–1953) ve “Lisa’nın Portresi” (1956) ile Willing’in “Baş VI (ya da Sarı Saç)” (1985) adlı eserleri de yer alıyor. Küratör Alistair Hicks, Bacon ve Willing’in eserlerini Bowling’in resimleri arasında yol göstermeye yardımcı olan “pusulalar” olarak tanımlıyor. Bu yaklaşım, Bowling’in sanatını yalnızca kronolojik bir gelişim çizgisi içinde değil, farklı sanatçıların düşünceleri, etkileri ve karşılaşmaları üzerinden değerlendirmeye olanak tanıyor.

Üç Sanatçının Kesişen Yolları
“Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım”, üç farklı sanat pratiğini aynı sergi içinde buluşturarak figür ile soyutlama arasındaki ilişkiye odaklanıyor.
Bowling’in renk, yüzey, bellek ve mekân üzerinden geliştirdiği soyut resim anlayışı; Bacon’ın beden ve figür merkezli yaklaşımı ve Willing’in dışavurumcu resim diliyle karşılaşıyor.
Bu karşılaşma, üç sanatçının resme ilişkin farklı sorularını ve yanıtlarını aynı bağlamda değerlendirmeyi mümkün kılıyor. Serginin merkezindeki yaratım ve yıkım kavramları da bu farklılıkların kesiştiği noktada, resmin dönüşebilen ve yeniden kurulabilen bir alan olduğunu hatırlatıyor.
Sergiye Kapsamlı Bir Katalog Eşlik Ediyor
Sergi kapsamında hazırlanan Türkçe ve İngilizce katalog, Frank Bowling’in sanatını renk, malzeme, bellek, kimlik ve sanat tarihi eksenlerinde ele alan yazıları bir araya getiriyor.
Alistair Hicks’in serginin kavramsal çerçevesini ve Bowling’in Francis Bacon ile Victor Willing’le kurduğu ilişkileri ele aldığı yazısının yanı sıra Dilek H. Zadegan’ın Bowling’in renk anlayışını, Jessica Cerasi’nin ise sanatçının yaşamını ve göç deneyimini “Harita” serisinden eserler üzerinden incelediği metinler katalogda yer alıyor.
“Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle”, 29 Eylül 2026–31 Ocak 2027 tarihleri arasında Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilir.
Pera Müzesi salı-cumartesi günleri 10.00–19.00, pazar günleri ise 12.00–18.00 saatleri arasında açık. Cuma günleri “Uzun Cuma” kapsamında 18.00–22.00 saatleri arasında tüm ziyaretçiler, çarşamba günleri ise “Genç Çarşamba” kapsamında tüm öğrenciler müzeyi ücretsiz ziyaret edebilir.
https://artcolumn.com.tr