İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün 20. yılı kapsamında hazırlanan “Cumhuriyetin Kamera Arkası” sergisi, erken Cumhuriyet döneminin gündelik hayatını ve foto muhabirliğinin görünmeyen yönlerini mercek altına alıyor. Sergi, 29 Eylül’de Pera Müzesi’nde ziyarete açılıyor.
Pera Müzesi’nde Cumhuriyetin Kamera Arkası Sergisi
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün (İAE) 20. yıl dönümü kapsamında yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. “Cumhuriyetin Kamera Arkası” adlı sergi, 1920’lerden 1950’lerin başlarına uzanan dönemde İstanbul’un gündelik yaşamına ve erken dönem foto muhabirliğinin perde arkasına odaklanıyor.
İdil Çetin ve Ahmet Ersoy’un küratörlüğünü üstlendiği sergi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu, Basın Fotoğrafları Arşivi’nden seçilen fotoğrafları bir araya getiriyor. Sergide, dönemin yerleşik görsel hafızasında daha az yer bulan insanlar, gündelik yaşamdan anlar ve haber üretiminin arka planında kalan hikâyeler öne çıkarılıyor.

90 Bini Aşkın Fotoğraftan Oluşan Arşivden Seçki
“Cumhuriyetin Kamera Arkası” sergisinin temel kaynağını, 90 binden fazla fotoğrafın yer aldığı Basın Fotoğrafları Arşivi oluşturuyor.
Fotoğrafın çoğaltılabilir yapısı, zaman içerisinde yayımlanan ve kamuoyuna ulaşan görüntülerin çok ötesinde geniş bir görsel arşivin oluşmasını sağladı. Kullanılmayan, seçim dışında kalan, kusurlu veya hasarlı fotoğraflar da bu birikimin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Sergi, geleneksel arşiv ve sergileme anlayışında çoğu zaman geri planda kalan bu fotoğrafları yeniden görünür hale getiriyor. Böylece erken Cumhuriyet dönemine ilişkin görsel hafızanın yalnızca yayımlanmış ve seçilmiş karelerden oluşmadığına dikkat çekiyor.
Selahattin Giz ve Namık Görgüç’ün Fotoğrafları
1920’lerden 1950’lerin başlarına uzanan sergideki fotoğrafların önemli bir bölümünü, İstanbul’da görev yapan Cumhuriyet gazetesi foto muhabirleri Selahattin Giz ve ustası Namık Görgüç tarafından çekilen kareler oluşturuyor.
İsimlendirilmemiş negatiflerden oluşan arşiv ise dönemin başka önemli basın fotoğrafçılarına ait çok sayıda görüntüyü de içeriyor. Bu fotoğraflar, yalnızca dönemin haber konularını değil, aynı zamanda haberlerin nasıl üretildiğine ilişkin ipuçlarını da ortaya koyuyor. Foto muhabirlerinin kadraj dışında bıraktığı veya yayımlanmayan görüntüler, erken Cumhuriyet İstanbul’unun gündelik yaşamına dair gayriresmî bir tanıklık sunuyor.

Sergide Cumhuriyetin “Cumhur”u Öne Çıkıyor
Serginin dikkat çeken yönlerinden biri de erken Cumhuriyet döneminde toplumun farklı kesimlerine ait kişilerin fotoğraflarda görünür hale gelmesi.
Yoksullar, mahkûmlar ve sokakta yaşayan ya da çalışan insanlar gibi dönemin egemen temsil biçimlerinde çoğu zaman arka planda kalan özneler, serginin önemli odakları arasında yer alıyor.
Bu yaklaşım, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki İstanbul’un toplumsal dokusuna yalnızca resmî ve idealize edilmiş görüntüler üzerinden değil, gündelik hayatın farklı katmanları üzerinden bakılmasını sağlıyor.
“Karşı Tarih” Yerine Çoğul Bir Bellek
“Cumhuriyetin Kamera Arkası” sergisi, erken Cumhuriyet dönemine ilişkin nostaljik ve tek boyutlu bir anlatı oluşturmayı amaçlamıyor.
Sergi aynı zamanda egemen tarih anlatısının karşısına tek ve alternatif bir “karşı tarih” koymak yerine, arşivin filtresiz yapısından yararlanarak dönemin belirsizliklerini, toplumsal gerilimlerini ve çoğulluğunu görünür kılıyor.
Bu yönüyle sergi, erken Cumhuriyet döneminin nasıl hatırlandığını ve geçmişin hangi görüntüler üzerinden temsil edildiğini yeniden düşünmeye davet ediyor.
Pera Müzesi Salı’dan Cumartesi’ye 10.00-19.00, Pazar günleri 12.00-18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri “Uzun Cuma” kapsamında 18.00-22.00 arası tüm ziyaretçiler, Çarşamba günleri ise “Genç Çarşamba” kapsamında tüm öğrenciler müzeyi ücretsiz ziyaret edebilir.
https://artcolumn.com.tr