1. Haberler
  2. Gündem
  3. Banksy’nin Eserlerinin Temizlenmesi İngiliz Vergi Mükelleflerine 150 Bin Sterline Mal Oldu

Banksy’nin Eserlerinin Temizlenmesi İngiliz Vergi Mükelleflerine 150 Bin Sterline Mal Oldu

Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy’nin son yıllarda Londra’daki kamu alanlarında ortaya çıkan üç eseri, İngiliz vergi mükelleflerine yaklaşık 150 bin sterline mal oldu. BBC’nin Bilgi Edinme Özgürlüğü (Freedom of Information)...

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy’nin son yıllarda Londra’daki kamu alanlarında ortaya çıkan üç eseri, İngiliz vergi mükelleflerine yaklaşık 150 bin sterline mal oldu. BBC’nin Bilgi Edinme Özgürlüğü (Freedom of Information) başvuruları kapsamında elde ettiği verilere göre, eserlerin temizlenmesi, korunması ve çevresinde alınan güvenlik önlemleri için yapılan harcamalar artmaya devam ediyor.

En yüksek maliyet ise Banksy’nin 8 Eylül 2025’te Londra’daki Royal Courts of Justice’ın duvarına yaptığı eser için gerçekleşti. Eserde, peruklu bir hâkim elindeki tokmakla yerde yatan bir protestocuya vururken tasvir ediliyor. Protestocunun elinde kan lekesi bulunan bir pankart yer alıyor.

Royal Courts of Justice’taki Banksy Duvar Resmine 85 Bin Sterlinden Fazla Harcandı

Grade II statüsündeki tarihi Royal Courts of Justice binasının Carey Street tarafındaki duvara yapılan çalışmanın kaldırılması için İngiltere Adalet Bakanlığı (MoJ) bugüne kadar yaklaşık 50 bin sterlin harcadı. Bunun yanı sıra eserin bulunduğu alanın korunması, güvenlik önlemleri ve personel fazla mesai giderleri için 35 bin 300 sterlin daha harcandı.

İlk temizleme çalışmalarının tamamen başarılı olmaması üzerine uzman ekipler, duvar resminin bulunduğu yüzeyde lazer teknolojisi kullanmaya başladı. Temizleme çalışmalarının da sonuç vermemesi durumunda, binanın etkilenen taş bölümünün değiştirilmesi seçeneğinin gündeme gelebileceği belirtiliyor.

HM Courts and Tribunals Service (HMCTS) tarafından yapılan açıklamada, Royal Courts of Justice’ın koruma altındaki tarihi bir yapı olduğu ve kurumun binanın özgün karakterini korumakla yükümlü bulunduğu ifade edildi.

Londra Metropolitan Polisi ise 8 Eylül 2025’te Royal Courts of Justice’ın yan tarafında meydana gelen olayın “ceza gerektiren hasar” olarak rapor edildiğini, soruşturmanın sürdüğünü ve şu ana kadar herhangi bir tutuklama yapılmadığını açıkladı.

Banksy’nin Eseri Sanat mı, Vandalizm mi?

Banksy, ortaya çıkışından bu yana kamusal alanlara izinsiz müdahale ederek ürettiği eserlerle sanat dünyasında olduğu kadar kamuoyunda da tartışma yaratıyor. Royal Courts of Justice duvar resminin ortaya çıkmasının ardından başlayan tartışma da sanat ile vandalizm arasındaki sınırı yeniden gündeme taşıdı.

İngiltere’nin Gölge Adalet Bakanı Nick Timothy, kamu kaynaklarının Banksy’nin eserlerinin temizlenmesi için kullanılmasını eleştirdi. Timothy, mahkemelerin “adalet ve hukukun üstünlüğünün ulusal sembollerinden biri” olduğunu belirterek sanatçının neden olduğu masrafları kendisinin karşılaması gerektiğini savundu.

Sanat eleştirmeni Estelle Lovatt ise Banksy’nin çalışmalarının kamusal alanda sanata erişimi kolaylaştırdığını ve turizm açısından önemli bir ekonomik ve kültürel değer yarattığını savundu. Lovatt’a göre Banksy’nin eserleri, geleneksel galerilerin aksine herhangi bir giriş ücreti olmadan geniş kitlelerle buluşuyor ve eserlerin ortaya çıktığı bölgelere ziyaretçi çekiyor.

Banksy’nin Waterloo Place’te, Trafalgar Square yakınlarında gizlice yerleştirdiği heykeli.
Banksy’nin Waterloo Place’te, Trafalgar Square yakınlarında gizlice yerleştirdiği heykeli.

Londra’daki Diğer Banksy Eserleri de Kamuya Maliyet Yarattı

Royal Courts of Justice’taki mural, Banksy’nin Londra’da kamu kaynaklarının harcanmasına neden olan tek eseri değil.

Nisan 2026’da Westminster City Council, Banksy’nin Waterloo Place’te, Trafalgar Square yakınlarında gizlice yerleştirdiği bir heykelin çevresinde alınan güvenlik önlemleri, bariyerler ve idari işlemler için yaklaşık 81 bin sterlin harcandığını açıkladı. Kamu arazisinde bulunan heykelin yasal mülkiyeti konseye geçti ve eserin geleceğiyle ilgili kararın hâlâ değerlendirme aşamasında olduğu belirtildi.

Bir diğer örnek ise Ağustos 2024’te Londra Şehri tarafından kaldırılan polis nöbet kulübesi. Banksy’nin pirana balıklarıyla dönüştürdüğü yapı yaklaşık 3 bin sterlinlik bir maliyetle kaldırıldı. Ancak yapı imha edilmek yerine depoya alındı ve Londra Müzesi’nin Kasım ayında yeniden açılmasıyla birlikte kamuya sergilenmesi planlanıyor.

Banksy’nin pirana balıklarıyla dönüştürdüğü yapı.
Banksy’nin pirana balıklarıyla dönüştürdüğü yapı.

Banksy’nin Eserleri Milyonlarca Dolarlık Bir Pazar Yarattı

Bristol grafiti sahnesinden 1990’larda ortaya çıkan Banksy, bugün dünyanın en tanınmış ve ticari açıdan en değerli sokak sanatçılarından biri.

Sanatçının anonim kimliği, kamusal alana müdahale eden eserleri ve politik mesajları çalışmalarının etrafındaki ilgiyi sürekli canlı tutuyor. Banksy’nin eserleri müzayedelerde milyonlarca dolara alıcı bulurken, kamusal alanda ortaya çıkan eserleri ise çoğu zaman kısa sürede büyük kalabalıkları kendine çekiyor.

Royal Courts of Justice’taki eser de Banksy tarafından sahiplenildi. Sanatçı, muralin görselini kendi internet sitesi ve Instagram hesabında paylaşarak çalışmanın kendisine ait olduğunu doğruladı.

Banksy’nin kamusal alandaki müdahaleleri böylece yalnızca “sanat mı, vandalizm mi?” sorusunu değil, aynı zamanda kamusal sanatın maliyetini, kültürel değerini ve kamu alanlarının kullanım hakkını da tartışmaya açıyor.

Banksy’yi Silmek: Vandalizmi mi Temizliyoruz, Sanat Tarihini mi?

Yazı: Ümmühan Kazanç

Banksy’nin Londra’daki kamu yapıları ve kamusal alanlarda ortaya çıkan üç eseri için harcanan paranın yaklaşık 150 bin sterline ulaşması, ilk bakışta kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin bir tartışma gibi görünüyor. Ancak konuya biraz daha yakından baktığımızda, bu rakamın çok daha temel ve rahatsız edici soruların kapısını araladığını görüyoruz:

Bir sanat eserini silerken yalnızca bir duvarı mı temizliyoruz?
Bir sanatçının kronolojik üretim sürecinden bir parçayı da yok etmiş olmuyor muyuz?
Milyonlarca sterlinlik bir sanat piyasasının parçası olan Banksy’nin eserini kamusal alanda “vandalizm” olarak tanımlamak ne kadar tutarlı?
Ve daha önemlisi, kamusal sanatın hangi koşullarda var olabileceğine kim karar veriyor?

Banksy’nin Royal Courts of Justice duvarına 8 Eylül 2025’te yaptığı duvar resmi, bu soruları özellikle görünür hale getiriyor. Eserde peruklu bir hâkim, elindeki tokmakla yerde yatan bir protestocuya vuruyor. Protestocunun elindeki kanlı pankart ise görüntünün politik gerilimini daha da artırıyor.

Eserin bulunduğu yer de tesadüfi değil. Royal Courts of Justice, İngiltere’nin adalet sisteminin en önemli sembollerinden biri. Banksy’nin müdahalesi tam da bu nedenle yalnızca bir duvar resminden ibaret değil; hukuk, devlet gücü, protesto ve adalet kavramları üzerine kamusal bir yorum.

Fakat eser kısa süre içinde “criminal damage” olarak değerlendirildi ve kaldırılması için çalışmalar başlatıldı.

İngiltere Adalet Bakanlığı şimdiye kadar eserin temizlenmesi için yaklaşık 50 bin sterlin harcadı. Güvenlik ve personel fazla mesai giderleri de 35 bin 300 sterline ulaştı. İlk temizlik girişimlerinin başarısız olması üzerine lazer teknolojisi kullanılmaya başlandı.

Burada ister istemez şu soru geliyor:

Bir eseri ortadan kaldırmak için harcanan 50 bin sterlin, o eseri korumak için harcanacak bir bütçeden daha mı anlamlı?

Elbette kamu kurumlarının tarihi yapıları koruma sorumluluğu var. Royal Courts of Justice’ın koruma altındaki bir yapı olması, binanın özgün karakterine yönelik müdahalelerin ciddiye alınmasını gerektiriyor. İzinsiz olarak yapılan her müdahaleyi “sanat” kabul etmek de mümkün değil.

Fakat Banksy örneği meseleyi sıradan bir graffiti tartışmasının dışına taşıyor.

Bir Banksy Ne Zaman Sanat Eserine Dönüşür?

Banksy bugün dünyanın en tanınmış sanatçılarından biri. Eserleri uluslararası müzayedelerde milyonlarca sterline satılıyor. Çalışmaları dünyanın önde gelen müzelerinde sergileniyor ve ortaya çıktıkları kamusal alanlara binlerce insanı çekebiliyor.

Dolayısıyla ortaya ilginç bir paradoks çıkıyor.

Bir Banksy galerinin duvarında olduğunda sanat eseri.

Bir müzayedede milyonlarca sterline satıldığında değerli bir kültürel nesne.

Bir müze koleksiyonuna alındığında korunması gereken miras.

Ama aynı Banksy, kamuya ait bir duvarın üzerinde belirdiğinde “vandalizm”.

Peki bu statüyü ne belirliyor?

Eserin sanatsal niteliği mi, bulunduğu mülkün sahibi mi, yoksa eserin ortaya çıktığı bağlam mı?

Belki de Banksy meselesi bize yalnızca sanatın ne olduğunu değil, sanat eserinin ne zaman sanat eseri olarak kabul edildiğini de sorgulatıyor.

Bir Eseri Silmek, Sanat Tarihini Silmek midir?

Banksy’nin üretim pratiğinde mekân son derece önemli.

Sanatçının eserleri çoğu zaman galeriden bağımsız olarak ortaya çıkıyor. Bir duvar, bir köprü, bir polis kulübesi ya da bir kamu binası eserin yalnızca yüzeyi değil, aynı zamanda anlatısının bir parçası.

Bu nedenle eserin duvardan sökülmesi ya da tamamen silinmesi, yalnızca fiziksel bir nesnenin ortadan kaldırılması anlamına gelmeyebilir.

Sanat tarihinin önemli bir bölümü, eserlerin nerede ve ne zaman üretildiği üzerinden okunuyor.

Bir Picasso tablosunun hangi dönemde üretildiğini bilmek nasıl eserin anlamını değiştiriyorsa, bir Banksy’nin hangi siyasi ve toplumsal atmosferde, hangi kamusal alanda ortaya çıktığını bilmek de eserin anlamının bir parçası.

Dolayısıyla bir Banksy’yi silmek, gelecekte sanat tarihçilerinin inceleyebileceği özgün bir üretim örneğini de ortadan kaldırıyor.

Burada mesele, “Her Banksy mutlaka korunmalıdır” demek değil.

Mesele, silme kararının otomatik olarak verilmemesi gerektiğini söylemek.

Kamusal Sanat Kimin?

Belki de daha temel soru bu.

Kamusal alan gerçekten kamunun ortak kullanım alanı mı, yoksa yalnızca mülkiyet sahibinin izin verdiği ölçüde mi kamusal?

Banksy’nin sanatının en güçlü taraflarından biri, sanat kurumlarının sınırlarını aşması. İnsanları müzeye davet etmiyor; sanatı insanların karşısına çıkarıyor.

Bu durum kimi zaman rahatsız edici.

Çünkü sanatçı kamusal alana müdahale ediyor, izinsiz bir görüntü yaratıyor ve insanları istemedikleri halde sanatın izleyicisi haline getiriyor.

Ama kamusal sanatın doğasında zaten bir miktar rahatsızlık yok mu?

Kamusal sanat yalnızca meydanlara yerleştirilen, belediyeler tarafından onaylanan ve herkesin üzerinde uzlaşabileceği eserlerden mi oluşmalı?

Yoksa kamusal alanın politik, eleştirel ve hatta zaman zaman provokatif seslere de açık olması mı gerekiyor?

Banksy’nin eserlerinin yarattığı gerilim tam olarak burada başlıyor.

Sansür mü, Koruma mı?

Royal Courts of Justice örneğinde “sansür” kelimesini kullanmak kolay değil.

Çünkü ortada koruma altındaki tarihi bir yapı var ve devletin bu yapıyı korumakla yükümlü olması anlaşılabilir.

Ancak sanat açısından bakıldığında başka bir sonuç ortaya çıkıyor:

Bir kamusal sanat eserinin görünürlüğünü ortadan kaldırmak, niyet sansür olmasa bile sansür etkisi yaratabilir.

Özellikle eser doğrudan siyasi ve toplumsal bir meseleye ilişkinse…

Banksy’nin Royal Courts of Justice muralinde olduğu gibi.

Eserin söylediği şey, bulunduğu yerle birlikte anlam kazanıyor. Hâkim figürünün protestocuya vurduğu görüntüyü sıradan bir galerinin beyaz duvarına taşımak, eserin politik bağlamını önemli ölçüde değiştirirdi.

Belki de bu nedenle eseri silmek yalnızca bir yüzeyi eski haline getirmek değildir.

Bir kamusal tartışmanın görüntüsünü de ortadan kaldırmaktır.

Peki Kamu Parasının Harcanması?

Elbette burada kamu kaynaklarının kullanılması konusunda da haklı sorular var.

Bir belediyenin veya devlet kurumunun, izinsiz yapılmış bir eseri korumak için kamu bütçesinden büyük miktarlarda para harcaması sorgulanabilir.

Ancak aynı soru tersinden de sorulmalı:

Bir sanat eserini yok etmek için 50 bin sterlin harcamak ne kadar rasyoneldir?

Üstelik Banksy’nin eserlerinin kültürel ve ekonomik değeri göz önüne alındığında…

Belki de geleceğin kültür politikalarında “temizlemek” ve “korumak” arasında üçüncü bir seçenek oluşturmak gerekiyor:

Belgelemek, değerlendirmek ve gerektiğinde korumak.

Eserin bulunduğu yapı üzerindeki fiziksel etkisi, kültürel değeri, sanat tarihindeki yeri, bulunduğu bölgeye sağladığı kamusal ve ekonomik katkı ve eserin korunmasının maliyeti birlikte değerlendirilebilir.

Böyle bir karar mekanizmasında sanat tarihçileri, konservatörler, müzeler, yerel yönetimler, hukukçular ve mülk sahipleri birlikte hareket edebilir.

Banksy’den Sonra Ne Olacak?

Belki de asıl mesele Banksy değil.

Banksy yalnızca çok görünür bir örnek.

Bugün Banksy’nin eserleri milyonlarca sterlin değerinde olduğu için bu tartışmayı yapıyoruz. Peki yarının sanatçılarının eserleri?

Bugün “duvara yapılmış izinsiz boya” olarak görülen bir çalışma, 20 veya 30 yıl sonra bir dönemin toplumsal hafızasını belgeleyen önemli bir sanat eseri olabilir.

Sanat tarihi bize bunu defalarca gösterdi.

Bir dönemde değersiz, provokatif veya kabul edilemez görülen üretimler daha sonra sanat tarihinin temel referanslarına dönüştü.

Bu nedenle belki de kamusal alandaki sanat eserleri için yeni bir değerlendirme kültürüne ihtiyacımız var.

Her graffiti sanat değildir. Her izinsiz müdahale korunmamalıdır. Ancak her izinsiz sanat müdahalesi de düşünmeden silinmemelidir.

Çünkü bazen sildiğimiz şey yalnızca boya değildir.

Bir dönemin politik atmosferini, toplumsal tartışmasını, sanatçının üretim sürecindeki bir halkayı ve kamusal hafızanın özgün bir parçasını da siliyor olabiliriz.

Banksy’nin eserlerinin kamuya maliyeti bugün yaklaşık 150 bin sterlin olarak hesaplanıyor.

Belki de asıl hesaplamamız gereken ise şu:

Bir sanat eserini silmenin kültürel maliyeti nedir?

Ve bu maliyetin faturası, bir gün yalnızca vergi mükelleflerine değil, sanat tarihine de çıkabilir.

https://artcolumn.com.tr

Art Column

Banksy’nin Eserlerinin Temizlenmesi İngiliz Vergi Mükelleflerine 150 Bin Sterline Mal Oldu
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sanat Haber Al ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Sanat Haber Al ile Sohbet Et

Sanat Haber Al ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir